Salvador Dali Kimdir?

Sanat akımları içerisinde sürrealizm her zaman ilgi çekici olmuştur. Salvador Dali, sürrrealizmin en önemli temsilcilerinden biridir ve resimlerinde üstün soyutlama yeteneğini belli eder. Salvador Dali’nin yaşamına göz atmaya ne dersiniz?

Tam ismi Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí Domenech olan Salvador Dali, İspanyol asıllı bir ressamdır. Eserleri gerçeküstü öğeler barındırır. Tuhaf ve çarpıcı tarzıyla bilinir. En çok bilinen eseri Belleğin Azmi, 1931’de tamamlanmıştır.

Salvador Dali1904 yılında Katalonya bölgesinde doğdu. Bir rivayete göre soyu 8. yüzyılda İspanya’yı fetheden Mağribiler’e dayanır. Kendi iddiası da budur ve bu yüzden süslü ve cafcaflı olan her şeye ilgi duyduğunu belirtmiştir. Dali ayrıca, lüks hayata ve doğu kıyafetlerine düşkünlüğü ile de bilinirdi. Bunu kabullenmiş gözükür ve Arap kökenli oluşun bağlar. Kısacası Salvador Dali, sadece eserleriyle tanınan bir ressam olmamıştır.

Farklı Akımlardan Etkilendi

1914 yılında, annesinin desteğiyle özel bir resim okuluna yazıldı. 1919’da Figueres Belediye Tiyatrosu’nda, sanat yaşamının ilk sergisini açtı. 1921’de ise çok sevdiği annesini meme kanseri nedeniyle yitirdi. Aynı yıl San Fernando Güzel Sanatlar Akademisi’ni kazandı. Bu nedenle Madrid’e yerleşti. Annesi ölünce, babası annesinin kardeşi ile evlendi. Bu dönemlerde, yeni yeni yayılmaya başlayan Kubizm ve Dadaizm akımlarından etkilendi ve eserlerine yansıttı. Sanat yaşamının bu ilk yıllarında bile isminden söz ettirmeyi başardı.

1923 yılında, okuldaki öğretmenlerine yeterince saygı göstermediği gerekçesiyle akademiden uzaklaştırıldı. Aynı yıl, ülkede yükselmekte olan anarşist hareketlere katılmak suçundan tutuklandı. Ancak kısa süre sonra serbest bırakıldı ve sanatına devam etti. Daha 21 yaşındayken ilk kişisel sergisini açtı. Kız kardeşi Anna Maria ile Paris’e gitti ve burada Kübizm akımının öncü isimlerinden Pablo Picasso ile tanıştı. Sonraki yıllarda ortaya koyduğu eserlerinde, Picasso’nun etkisi anlaşılıyordu.

İspanya’ya döndükten sonra, sanatta modernizmi ve gelecekçilik akımını savunduğu “Sarı Manifesto” adlı bir eser yayınladı. 1929 yılında yurt arkadaşlarından Luis Bunuel ile beraber “Bir Endülüs Köpeği” adlı ilk sinema filmini yaptılar. Bu kısa film sayesinde gerçeküstü sanat akımı savunucuları tarafından iyiden iyiye takip edilmeye başlandı. Aynı yıl, gerçeküstü akımının öncülerinden Paul Eluar ile tanıştı.

Tahmin Edilemez ve Öngörülemez Bir Sanatçı

1931 yılında iki eser yayınladı. İlk eseri Aşk ve bellek, ikinci eseri Belleğin Azmi’ydi. İkinci eseri günümüzde her kesimden insan tarafından bilinmektedir ve genel olarak eriyen saatler olarak isimlendirildi. Bu eser, durdurulamayan ve geri alınamayan zamana karşı bir isyan olarak anlamlandırıldı. Ancak Salvador Dali, esere çok daha basit bir yaklaşımla yaklaşılması gerektiğinden söz etti. Yaptığı bir açıklamada, bu eserini ağustos sıcağında eriyen peynirden ilham alarak yaptığını belirtti.

1931 yılından itibaren babasıyla ilişkisini kopardı. Bunun üzerine ünlü “Guillaume Tell Muamması” eserini yarattı. 1934 yılında Gala isimli kadınla evlendi ve aynı yıl New York’ta bir sergi açtı. Avrupa dışında açtığı bu ilk sergi ününe ün kattı. 1936 yılında Londra Uluslararası Sürrealist Sergisi’ne konuşmacı olarak katıldı. Bu davete bir dalgıç kostümüyle katılması ile farklılığını ortaya koydu ve isminden daha fazla söz edilmesini sağladı.

O yıllarda Holywood’daki ünlü bazı işlere imza atan Marx Kardeşler ile tanıştı ve onlarla bir komedi filmi senaryosunu yazdı. 1937’de Sigmund Freud ile tanışma fırsatı buldu. Tüm gerçeküstü sanatçıların ilgi odağı olan Freud, Dali’nin de yakından takip ettiği bir yazardı.

Faşist Rejimi Destekledi

O yıllarda İspanya’da siyasal durum çok karışıktı. Yıllar süren politik mücadele sonucunda iktidar faşist rejimde kaldı. Dali ise bu faşist rejimden yana tutum aldı ve onları destekledi. Bu desteği, birçok sanatçı tarafından büyük eleştiri aldı. Tuhaf kişiliği ve sıra dışı giyimiyle aykırı bulunan Dali, böylelikle snat camiasından dışlandı. Sonraki yıllarda kendisine, Andre Breton tarafından “Dolar Oburu” lakabı takıldı. Dali bu eleştiriye “Sürrealizm Benim!” diyerek cevap verdi.

1940 yılında II. Dünya Savaşı başladı. Dali, eşi Gala ile birlikte Amerika’ya taşındı ve burada 9 yıl kaldılar. Bu dönemde, Salvador Destino ve Speelbound filmlerinin yapımında yer aldı. Savaşın sona ermesinin ardından Katolonya’ya tekrar döndüler. Faşist rejiminin iktidarda olduğu ülkeye yerleştiler ve sol görüşlü sürrealistler tarafından eleştiriler devam etti.

Eşinin Ölümünden Sonra Hayatı Anlamsızlaştı

Çok sevdiği eşi Gala’yı 10 Haziran 1982’de kaybetmesiyle hayatın anlamını yitirdiğini düşündü. Eşinin defnedildiği Pudor Kalesine yerleşti ve yaşamını burada sürdürmeye karar verdi. Eskisi gibi cafcaflı bir yaşam yerine oldukça sade bir hayatı tercih etmeye başladı. Aynı yıl içerisinde İspanya Kralı tarafından Pudor Markisi ilan edildi. Dali de bu ünvana karşılık olarak, “Avrupa’nın Başı” adlı resmini krala hediye etti. Sonraki yıllarda, hayatının son eseri olan “Serçenin Kuyruğu” isimli eserini resmetti. Kalede yangın çıkmasıyla bacağından yaralandı, bir süre sonra 23 Ocak 1989 yılında Pudor Kalesi’nde hayata veda etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*