Michael Schumacher Kimdir

Formula 1 denildiğinde akla gelen ilk isim Michael Schumacher’dir. Tarihin en başarılı motor sporcularından biri görülen Schumacher’in hayatını okumaya ne dersiniz?

Michael Schumacher, 3 Ocak 1969 tarihinde, Almanya’nın, Hürth şehrinde doğdu. İlk kez, 1991 yılındaki Belçika Grand Prix’si ile Formula 1 yarışlarına adım attı. Formula 1’deki ilk yarış zaferini ise yine aynı pistte, 1992 yılında kazandı.

Michael Schumacher Hayatı

Kariyeri boyunca sayısız başarıya imza atan Alman pilot, 308 yarışta birincilik mücadelesi verdi. 1991’de başladığı Formula 1 kariyerine, ilk olarak 2006 yılında nokta koydu. 2010 yılında pistlere geri döndü ama eski performansından uzakta kaldı ve kısa süreli hayal kırıklığının ardından 2012 yılında kesin olarak Formula 1 defterini kapattığını açıkladı.

Kariyerinde kırılmadık rekor bırakmayan Schumacher, neredeyse tüm Grand Prix’lerde zafer kazanmayı başardı. Kariyeri süresince katıldığı 308 yarışın 91’ni birinci olarak bitirdi. Jordan, Benetton, Ferrari ve Mercedes takımları için mücadele eden Schumacher, ilki 1994 yılında olmak üzere toplam 7 kez Formula 1 şampiyonluğu kazandı. Bu alanda kırılması güç bir rekoru ifade eden bu sayı halen geçilemedi. Alman sporcu ayrıca, 155 kez de ilk üç sırada yer aldı ve podyum gördü. Bu istatistiksel veriler Michael Schumacher’in dünyanın gelmiş geçmiş en iyi Formula 1 pilotu olması için yeterli oldu.

Son Grand Prix’sini 2006 yılında Çin’de kazanan Alman pilot, 2012 yılında da Brezilya Grand Prix’si ile pistlere veda ettiğini açıkladı. İlk Formula 1 şampiyonluğuna 1994’te ulaşan Michael Schumacher, sonrasında 1995, 2000, 2001, 2002, 2003 ve 2004 yıllarında da pistlerin en iyisi olmayı başardı. Elde edilen 7 şampiyonluğun 5’inin üst üste kazanmayı başardı.

Yıllarca ter döktüğü motor sporlarının yanında, katıldığı yardım organizasyonlarında futbolda da hünerlerini sergileyen Michael Schumacher’in en büyük hobilerinden biri de kayaktı. 2013 yılında Fransa Alp’lerinde kayak yaparken bir kaza geçirdi ve başını kayaya çarparak ağır yaralandı. 29 Aralık 2013’te gerçekleşen kazadan bu yana uzun bir süre komada kaldı. Sonrasında hastaneden çıkartılıp İsviçre’deki evinde istirahate alındı. Basında sık sık öldüğü yönünde haber yapıldı, haberler ailesi tarafından her seferinde yalanlandı.

Ünlü sporcunun sağlık durumu hakkındaki belirsizlik devam ediyor.

Michael Jordan Kimdir?

Örnek bir yaşam hikayesine ihtiyaç duyduğunuzda, en doğru adreslerden biri Michael Jordan’a aittir. Tarihin en iyi basketbolcusu kabul edilen Michael Jordan kimdir, onun hayatına göz atmaya ne dersiniz?

Michael Jordan Hayatı

Tam adı ile Michael Jeffrey Jordan, 17 Şubat 1963’te dünyaya geldi. ABD profesyonel basketbol ligi NBA’de yıllarca forma giydi. NBA resmi sitesindeki oylama sonuçlarına göre göre, tüm zamanların en büyük basketbolcusu seçildi. NBA’in tüm dünyada bilinmesini ve takip edilmesini sağladı.

Üniversite takımında oynarken dikkat çekici bir performans gösterdi ve bu performansından sonra, 1984 yılındaki NBA Draft’ında Chicago Bulls tarafından seçildi. Çok kısa sürede ligin yıldız oyuncuları arasında yer aldı. Skor yükünü üstlenen oyunu ile seyircileri salona çekmeyi başardı. Üstün sıçrama yeteneği ile hafızalarda yer buldu. All Star Organizasyonu sırasındaki smaç yarışmasında faul çizgisinin gerisinden sıçrayarak potaya smaç yapması, tüm zamanların en büyük basketbol olaylarından biri sayıldı. Bu kabiliyeti ona “Air Jordan” lakabını getirdi.

Michael Jordan Kariyeri

Jordan mükemmel bir hücumcu olmasının yanı sıra iyi bir savunma oyuncusu idi. 1991 yılında Bulls ile ilk NBA şampiyonluğunu kazandı. Daha sonraki iki sezonda da şampiyonluk kazanarak takımı ile tarihe geçti. Ancak, 1993-94 sezonu başlamak üzereyken aniden bir karar aldı ve basketbolu bıraktığını açıkladı. Ayrılık uzun sürmedi ve 1995-96 sezonunda tekrar Bulls’a döndü. Takımına 1996, 1997 ve 1998’de üç kez daha üst üste NBA şampiyonluğu kazandırdı. Bu dönemde Chicago Bulls rekor üstüne rekor kırarak en fazla galibiyet alan takım olma ünvanını kazandı.

1998-99 sezonunda yeniden basketbolu bıraktığını açıkladı. Parkelerden iki sezon uzak kalsa da daha fazla dayanamadı ve bu kez de Washington Wizards takımının üyesi olarak tekrar basketbola döndü.

5 kez MVP ödülü aldı ve 10 kez All-NBA Takımı ilk beş kadrosunda yer aldı. 9 kez NBA En İyi Savunma Takımı’na seçildi. Toplamda 14 kez NBA All-Star maçında yer aldı ve 3 kez NBA All-Star maçının en değerli oyuncusu olmayı başardı. 1999’da, ESPN tarafından 20. yüzyılda Kuzey Amerika’nın en büyük sporcusu ilan edildi. Associated Press ise Babe Ruth’un ardından yüzyılın en başarılı ikinci sporcusu olarak açıkladı.

Jordan sadece başarılı bir sporcu değildi. Yaptığı sponsorluk anlaşmaları ile spor endüstrisine yön veren bir isim oldu. Adına çıkarılan ürünler dünya çapında satıldı. Nike tarafından 1985 yılında çıkarılan Air Jordan ayakkabıları ile markanın popülerliğini arttırdı. Adına yapılan 1996 yapımı Space Jam adlı filmde oynadı.

Sonraki yıllarda NBA’de takım sahibi olarak yer almayı sürdürdü.

Fatih Terim Kimdir?

Ülke futbolumuzun simge isimlerinden biri olan, sayısız sportif başarının mimarı Fatih Terim ve hikayesini merak etmiyor musunuz?

Fatih Terim Hayatı

Terim, 1953 yılında yoksul bir ailenin çocuğu olarak, Adana’da dünyaya geldi. Küçük yaşlardan itibaren, “Topal Talat” lakabıyla bilinen babasının yanında, çeşitli işlerde çalışarak aile bütçesine katkı koymaya çabaladı. Bu dönemlerde, bir yandan da futbol topu ile ilişkisi başlamış oldu. Bu tempoda, okula çok vakit ayıramadığını fark eden babası tarafından bir meslek sahibi olmasını sağlaması için Motor Sanat Enstitüsüne gönderildi. Ancak, 2. sınıftayken devamsızlıktan dolayı sınıfta kadı ve okulu bırakmak zorunda kaldı. 16 yaşındayken, daha sonra profesyonel olarak da formasını giyeceği Adana Demirspor takımına girdi.

Adana Demirspor Yılları

Adana Demirspor genç takımı o yıllarda hiç bir oyuncusuna ücret vermemekteydi. Ancak takıma yeni katılan Fatih’e, diğer futbolcuların haberi olmaması şartıyla bir istisna uygulandı. 150 liralık maaşı, onu futbolun içinde tutmaya, aklını tamamen oyuna vermesine yaradı.  Sadece üç yıl sonra takımın kaptanlığına yükseldi. Bu günden sonra, 6 yıl daha Demirspor formasını terletmeyi sürdürdü.

1972 yılında, futbolumuzun önemli ve tarihi ismi olan Gündüz Tekin Onay’ın dikkatini çekti ve milli takıma çağrıldı. İlk milli maçındaki oyunu ile herkesi kendine hayran bıraktı. Milli takım dönüşünde Galatasaray’la sözleşme imzaladı ve Galatasaray, bu transfer karşılığı Adana Demirspor’a 1 milyon 650 bin lira ödedi. Fatih Terim, uzun yıllar boyunca özdeşleşeceği kulübe adım attı.

Galatasaray’ın Hırçın ve Hırslı Kaptanı

Sahadayken lider ve biraz da hırçın bir futbolcu portresi çiziyordu. 1985 yılında oynanan Antalyaspor maçında, maçın hakemi Hamza Alan’a tükürdü ve bu olay uzun yıllar boyunca hafızalarda yer etti. Buna rağmen, hırslı yapısıyla takımına çok şey kattı ve Galatasaray taraftarı Fatih’ten memnundu. İlk maçından son maçına kadar Sarı – Kırmızı formanın hakkını veren bir oyuncu oldu. Ancak Terim’in Galatasaray formasını terlettiği 11 yıl boyunca takımı şampiyonluk göremedi.

Şampiyonluk yaşayamasa da Galatasaray yılları, Fatih’in milli takımda uzun süre görev yapmasının önünü açtı. Toplamda 51 kez milli formayı giydiği yıllarda, A Milli Takımı’nda en fazla görev yapan futbolcu idi. Bu rekorunu 1984 yılından 1995’e kadar elinde tuttu. Macaristan ile 1984 yılında oynanan ve beraberlikle sonuçlanan maç, onun son milli maçı olarak kayıtlara geçti.

4 Ağustos 1985 yılındaki Trabzonspor maçıyla sahalara veda etti. Fatih Terim jübile maçına sahaya inen helikopterle geldi. Böylece, aktif futbolculuk yaşantısına renkli bir nokta koydu.

Teknik Direktörlük Yılları

Terim futbolu bıraktıktan sonra antrenörlük kurslarına devam etti. Lisansını almasıyla ilk olarak Ankaragücü’nü çalıştırdı. İki yıl süren Ankaragücü macerasının ardından yolu İzmir’e düştü ve Göztepe’yi bir yıl çalıştırdı.

1990-1993 tarihleri arasında Ümit Milli Takım hocalığı görevine getirildi. Ardından A Milli Takım Teknik Direktörü oldu. Bu görevindeki ilk maçına 1993’te çıktı. Başarılı bir şekilde sürdürdüğü kariyerinde, Türkiye’nin 2-1 üstünlüğü ile sona eren İsveç maçı bir dönüm noktası oldu. Bu sonuçla Türk milli takımını 1996 Haziran’ında İngiltere’de oynanan Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine taşıdı.

“İmparator” Terim

Daha sonra Galatasaray’ın başına geçti. Takımı dört yıl üst üste şampiyon yapmasının ardından bir kez daha futbol tarihine geçti. Aynı dönemde Galatasaray’la UEFA Kupası’nı kazandı ve bir Türk takımı ile Avrupa Kupası kaldıran ilk teknik direktör oldu. Başarısıyla Avrupa’ya hükmeden Terim, “İmparator” lakabıyla anılmaya başlandı.

1999-2000 Sezonunun bitmesiyle kariyerini İtalya’nın güçlü takımlarından Fiorentina’nın başına geçerek sürdürdü. Kısa zamanda takımı toparlayarak ligde iddialı hale getiren Terim, bir sonraki yıl aynı ligde mücadele eden, döneminin en iyi kadrolarından birine sahip olan Milan ile anlaştı. Fakat Milan macerası, alınan kötü sonuçlar nedeniyle kısa sürdü.

Terim İtalya’dayken Galatasaray, Rumen teknik direktör Mircea Lucescu ile yola devam ediyordu. Lucescu’nun kulüp yönetimi ile çeşitli problemler yaşamasının ardından Terim’in takımın başına yeniden geçeceği söylentileri yazıldı. Sezon sonuna gelindiğinde Lucescu takımın başından ayrıldı ve yerine Fatih Terim getirildi. Avrupa’da ve ligde başarıdan başarıya koşan jenerasyonun dağılması ve kulübün maddi zorlukları nedeniyle kısıtlı bir bütçeyle başarı arayan Terim, bu iki sezonda başarılı bir grafik çizemedi. 6 Kasım 2002’de Fenerbahçe’ye karşı 6-0 kaybeden Terim’li Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’nde de başarılı olamadı. 25 Mayıs 2003’te Beşiktaş’a yenilen takım, şampiyonluğu rakibine kaptırdı. Sonraki sezonda da başarı gelmedi ve yönetim, teknik direktör değişikliğine gitti.

2005 yılında yeniden A Milli Futbol Takımı’nın başına geçti. Eleme maçları sonucu grubu ikinci sırada tamamlayan Milli Takım, İsviçre ile Play-Off maçlarında karşı karşıya geldi. Uzun yıllar konuşulan, olaylı  maçlar sonrasında, 2006 Dünya Kupası’na İsviçre gitti.

Türkler “Bitti” Demeden Bitmez!

Bir sonraki hedef 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılabilmekti. Grup elemelerine yeterince iyi başlayamayan takım, sonradan durumu toparladı. Avusturya ve İsviçre’nin ortak olarak düzenlediği turnuvaya katılan takımlar arasına adını yazdırdı. Turnuvaya, atılan son dakika golleriyle damga vuran Milli Takım, İsviçre ve Hırvatistan’ı grup aşamalarındaki son dakika golleriyle saf dışı bıraktı. Çeyrek finalde Hırvatistan’la karşılaşan Milliler, uzatmalara giden maçın 119. dakikasında geriye düştü. Herkesin “bitti” dediği anda sahneye çıkan Semih Şentürk’ün 120. dakikadaki golüyle maç penaltılara gitti. Penaltılardan galip ayrılan takımımız, tarihinde ilk kez yarı finale yükseldi. Yarı finalde rakip Almanya’ydı. Güçlü rakibine karşı iyi direnen milli takım, bu kez son dakikalarda kalesinde gördüğü golle yıkıldı ve turnuvaya veda etti. Avrupa Şampiyonası’nın ardından otoriteler, turnuvanın en iyi hocası olarak Fatih Terim’i gösterdi.

A Milli Takım’la birlikte 2010 Dünya Kupası’na gidemeyince görevinden istifa etti ve yeniden Galatasaray’a döndü.

Yapılan flaş transferle dünyaca ünlü isimleri kadrosuna katan Galatasaray, Terim yönetiminde bu transferlerin karşılığını aldı. Şampiyonlar Ligi’nde başarılara imza atan takım, ligde de şampiyonluklar elde etti. Buna karşın yönetim ile arasındaki pürüzler, bu görevinin sona ermesine neden oldu.

Abdullah Avcı’dan boşalan Milli Takım Teknik Direktörlüğü’ne yeniden getirilen Terim, üçüncü kez bu koltuğun sahibi oluyordu. 2016 yılında Fransa’daki Avrupa Şampiyonası’na katılma hakkını son maçta elde eden milli takım, turnuvada başarısız sonuçlar aldı. Takım içindeki tartışmalar basına yansıdı ve günlerce gündemden düşmedi. Bu sorunlar eşliğinde 2018’de Rusya’da düzenlenecek Dünya Kupası’na katılmak için mücadele eden Terim’li milliler, son maçlara iddialı girse de gelen başarısız sonuçların ardından Terim görevden alındı.

Bir kez daha Galatasaray’ın başına geçen Fatih Terim, Galatasaray’ın başarısı için deneyimini ve birikimini kullanıyor.